Her şey sermaye için sevgilim.

Dikkatimi şu çekti ki; Ankara’da TOMA ve akreplerin üzerine Türk bayrağı asılmış.

Ne yapmaya çalışıyor olabilir ki? Kendilerini kutsal bir obje haline mi getirmeye çalışıyorlar, ne yani?

Bence hükümet başta olmak üzere çoğu insan hâlâ bizi anlamadı. Tamam bir yerde haklılar. Çok zekice şeyler yapıyoruz. Anlamaları biraz güç, bunu kabul ediyorum, fakat hiç bir ilerleme yok yahu adamlarda korkudan başka. Kalabalığı gören korkuyor, neden orada olduğumuzu düşünmüyor bile. Durgunluğumuz bile korkunç onlara!

Türk bayrağına saygısızlık yapan miting canavarlarıyla, sevmese bile saygı duyan direnişçileri ayıramıyor insanlar. Yazık. 

birsevgipornosu:

Yıllar önce bir vatandaş belediyeyi arayarak sokaktaki başıboş köpeklere ilişkin sorunu aktarıyor. O sırada vatandaşın köpeklerden yana kaygısını gidermek isteyen bayan görevli;

 “ Efendim korkmayın o hayvanlar kısırlaştırıldı” deyince,

Telefondaki kişi Tunceli şivesiyle;

 “ Ma bacım biz demiyoruz köpekler bizi sikiyor. Biz diyoruz bizi ısırıyor.”

 

Sorsanız bana; “Ya hmmokozaman sen 2-3 haftadır direniş dışında ne yapıyorsun?” diye, sorunuzu tek cümle ile cevaplarım; arkadaşlarımın düğünlerini/nişanlarını/kız istemelerini tebrik ediyorum.

Geçen gün üniversiteden arkadaşım nişanlanmış. Yine üniversiteden bir arkadaşım 8 gün önce evlenmiş. Liseden çok yakın 2 arkadaşımın nişanı var bu yaz. İş arkadaşımı istemeye gelmişler. Eski iş arkadaşımın çocuğu olacak…

Aga ne güzel birliktesiniz, evleniyorsunuz, insanı imrendiriyorsunuz, bir bir ilişki durumunuzu güncelliyorsunuz da; YA Bİ DURUN ALLANIZI SEVERSENİZ, ZATEN ORTALIK KARIŞIK.

Bunu da ben bu şekil düzenledim. Çünkü biz; Tagsim’e gidemiyoz la, biz Gızılay’da direniyoz!

Bunu da ben bu şekil düzenledim. Çünkü biz; Tagsim’e gidemiyoz la, biz Gızılay’da direniyoz!

istanbulensis:

Sadece bir park yüzünden değil..

Direnişimiz anlaşılamadığımızdan.

Parktan önce bir Osmanlı pastanesi, ondan önce bir sinema ve ondan önce…

Yerel eylemlere rağmen, hükümet alışveriş merkezi yapmak amacıyla şehirdeki yapı taşları yıkmaya devam etti.

Eylemler sonuçsuz kaldı.

Gerçek demokraside vatandaşlar sorgulayabilir ve devletin girişimlerini değiştirebilirler.

Direnişimiz orantısız polis gücünden,

hükümet gezi parkı direnişçileri üzerine biber gazı, toma ve fiziksel güç uygulamasaydı; bu manzaralar ile karşılaşmayabilirdik.

Direnişimiz yandaş medya yüzünden. Türkiye medyası direnişleri başladığı andan itibaren gösterseydi; bunlar gerçekleşmeyebilirdi.

Maalesef devlet ve medya arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır.

İşte bu yüzden biz direnişçler sosyal medyayı yabancı basının ilgisini çekmek için kullandık.

Gerçek demokrasilerde medya bağımsızdır, olayları dengeli ve tarafsız bir şekilde yayınlar.

Direnişimiz korunmayan azınlıklar yüzünden. Farklı görüşleri korumada hükümet üzerine düşeni yerine getirebilseydi; bunlar gerçekleşmeyebilirdi.

Devletin gerek Reyhanlı’daki alevi vatandaşlarımıza yapılan saldırıya karşı verdiği zayıf tepki, gerek alkol yasakları, hatta devlet ile aynı görüşü paylaşmayan şirketlerin piyasada tutunma çabası işte bizleri, halkı, bu noktaya getirmiştir.

Hükümet azınlıkları korumamakla kalmayıp, aynı zamanda onları yok etmeye çalışmıştır.

Gerçek demokrasilerde azınlıklara ve farklılıklara her zaman değer verilir.

Direnişimiz demokrasi yüzünden.

ekmegininpesinde:

Taksim, 15 Haziran gecesi Bu kadar net izlemediniz.

evet o akşama tanığım

“Brezilya’da toplu taşıma araçlarına yapılan zamma direnen gruplara gaz sıkıldı. Bunun üzerine ağırlıklı üniversite öğrenci grupları direniş kararı aldı ve afiş hazırlayıp direnişe geçtiler.
Slogan şu; ‘Aşk bitti, burası Türkiye!’ ”

“Brezilya’da toplu taşıma araçlarına yapılan zamma direnen gruplara gaz sıkıldı. Bunun üzerine ağırlıklı üniversite öğrenci grupları direniş kararı aldı ve afiş hazırlayıp direnişe geçtiler.
Slogan şu; ‘Aşk bitti, burası Türkiye!’ 

Günaydın.

Bundan önce de eylemlere, mitinglere, yürüyüşlere katılan biriydim. Bu benim ilk biber gazı deneyimim değil. İlkokulda sendika yürüyüşlerinde babamın omzunda döviz taşıdığımı biliyorum, o yaşlardan vardı yani bir şeyler. Lâkin bu sefer, yaşımın da verdiği olgunluktan sanırım biraz bi’ daha derinden yaşadığımı hissediyorum olayları. Tek yönlü bakmıyorum, iki tarafı da acımasızca eleştiriyorum.

Neyse, benim değinmek istediğim konu şu; bu direnişte polis şiddetiyle kaybettiğimiz yol arkadaşlarımızın fotoğraflarını görünce ben çok kötü oluyorum. Gözlerim doluyor.

O kadar içimizden ki, Ethem Sarısülük sanki amcam. Bağlamasıyla yaptığı zafer işaretiyle, gülüşüyle. Abdullah Can Cömert, kuzenim gibi; dikbaşlı, asi, yaramaz. Mehmet Ayvalıtaş kardeşim gibi; sessiz, sakin, uslu.

Ne derece inanırsınız bilmiyorum ama, gördükçe resmen kahroluyorum fotoğrafları. Gülümsüyorlar ya mesela fotoğraflarda, güldüğüm zaman utanıyorum. 

Umarım gerçekten cennet vardır ve oradasınızdır. Burada güldüremedik sizi umarım orada gülersiniz hep.

Sabahtan beri ağzıma takıldı. Teşekkürler. :)

“Yandık polis yandık, TOMA’la bizi.
TOMA’lamazsan da kovala bizi.
Çapulcuyuz diye gazlama bizi.”

Ben de kendi adıma çapulcular böyle zeki, ayyaşlar şöyle yaratıcı, davulcu Vedat şöyle cesur diye övünüp duruyordum. La biz hiçbir şey değilmişiz ya…

Sen gel, canlı yayında “Tayyip’in götünün kılıyım.” de. İnanılır gibi değil ya. Bir kere yaratıcılık on numara hacı. Cesaret desen, piuw, tavan yapmış. Zeki de, bizleri güldürmesini biliyor. 50 yaşında, AKP seçmeni bir adam olsam, bu kadını kaçırmam vallaha.

%50 ne olur dışarı çık, biz çok eğleniyoz! :)))

Beni ne derece tanıyorsunuz, bana ne derece güvenebilirsiniz bilmiyorum ama, bugün size tanık olduğum bazı şeyler aktarmak istiyorum.

Direnişe Ankara’dan destek veriyorum en başından beri. Sokaklardayım, meydanları dolduran insanların seslerine ses veriyorum. Herkes gibi çok kötü şeyler gördüm meydanlarda. Coplananlar, kanlar içinde yatanlar, bayılanlar, koşanlar, koşamayanlar ve daha nicesi, ama bugün farklıydı…

Ethem Sarısülük’ün cenazesi için çıktım evden. Tam teçhizatım. “Yalnız gitme!” uyarılarına aldırmadan yalnız gittim. Ama meydana çıkan kişiler bilirler; meydanda kimseyi tanımıyor olsan bile asla yalnız değilsindir. Neyse, minibüsler Güvenpark’a inmiyordu, meclisin oradan inip Güvenpark’a yürüdüm. Orada ilk müdahale ile karşılaştım. Sonrasında CHP il binasının oradan 2 kız bana yardım etti. İlacı çantamdan çıkarmaya yelteniyordum ki, gözüme ilaç sıkıp damla damlattılar. Aradan 5 dakika geçti Güvenpark’tan Sakarya’ya geçtik. Biber gazı fişeği geldiği anda bidonlarda söndürülüyordu. Sonrası alkış, sonrası slogan. “Faşizme karşı omuz omuza” diye slogan atarken yanımda beyaz gömlekli cılız bir çocuk vardı. Benimle birlikte slogan attı. Sonrasında müdahaleler bizi zorlayınca ve astım krizim biraz nüksedince il binasına gittik apar topar. O çocuk da vardı daha önceden tanıştığım 2 kızla beraber. İlçe binasına girdik, hemen beni oturttular bir yere, astım ilaçlarımı verdiler, yüzüme ilaç sıktılar, ellerinin altında olan dergilerle beni yellediler.

Kendime iyice geldiğimde bir odada gündem konuşuluyordu. Meydanda bizimle beraber slogan atan o çocuğun Keçiören AKP gençlik kollarından 4 gün önce 90 arkadaşıyla istifa ettiğini öğrendim. Konuşmanın arasında “Yeter be ablacım, o kadar dayanabildik” dedi ve onun ağzından bildiğimiz şeylerin teyidine ulaştım;

  • Bazı sokak aralarında gözaltına alan insanlar sivil polis falan değil. Evet, bunu biliyorduk, ama teyit etmiş olduk birinci ağızdan. Kendisi de şöyle söylüyor;  “Eğer öyle bir olayla karşılaşırsanız kimlik göstermelerini isteyin. Onlar gençlik kollarından ya da partide toplanan insanlar hep. Dikkatli olun.”
  • Evet mesaj atıyorlar sürekli. Zorla alanlara götürüyorlar, eğer gitmezsek yasal işlem yapacaklarını söylüyorlar. Para da veriyorlar, doğru o abi.
  • AKP gençlik kolları kendi içerisinde çok çalkalanıyormuş. “Bu tutumu beğenmiyor kimse. İstifalar gelir daha. Güvenmiyorlar partiden kimseye.” Diye özetliyor durumu.

Açıkçası bu konuşma yapılırken ben kendi adıma sevindim güzel şeyler oluyor diye. He at gözlüğü takan gençlik yok mu, var. Ama gençlik azıcık da olsun uyanıyor. Kazandığımız 1 genç bize kâr.

Halkı düşünecek olursak; bizim yanımızda olmayan, kavgamızı anlamayan insanlar kim biliyor musunuz? İnternet kullanmayan, okumayan, araştırmayan, eğitim seviyesi düşük insanlar. 2 kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan insanlar. Geldikleri mitingin kime ait olduğunu bilmeyen insanlar. Evlerinden çıkmayan, dış dünyayı bilmeyen insanlar.

Erdoğan’ın götündeki kılım dedi kadın ya canlı canlı. Var mı bunun ötesi? Yahu adam insanlara kendilerini o kadar değersiz hissettiriyor ki, o aptal insanlar da buna öyle bir inanıyor ki… Denecek bir şey kalmıyor, biz de gülüyoruz.

Burada bize iş düşüyor arkadaşlar. Anlatmalıyız insanlara gördüklerimizi bıkmadan/usanmadan. Sokaklara çıkın demiyorum; komşunuza anlatın amacımızı, bu olayı eleştiren taksiciye dökün içinizi. Sizlere akıl vermek değil amacım, ama değişim bizimle başlıyor bunun farkına varın.

Güzel şeyler olacak, sabredelim arkadaşlar. Safları sık tutalım, direnelim.

İyi direnişler.

 

Senin de yapacağın haberciliği sikeyim.

yercekiminegalip:

ormandagezenpenguen:

Ne seni unuturuz Ethem abi.. Ne de öldürüldüğün yere polisine teşekkür pankartı asan belediye başkanlarını.. Sen rahat uyu..

Ethem can…

yercekiminegalip:

ormandagezenpenguen:

Ne seni unuturuz Ethem abi.. Ne de öldürüldüğün yere polisine teşekkür pankartı asan belediye başkanlarını.. Sen rahat uyu..

Ethem can…

glnddt:

alkol reklamlarını yasaklayanlara gelsin…

Ne içirdiniz lan bu mala?
-alıntı-

Ne içirdiniz lan bu mala?

-alıntı-